20 Ocak 2010 Çarşamba

5 GÜN 4 GECE (Hrant Dink ve depremde hayatını kaybeden Haitililer anısına)

“Aşkitom! Çok sıkıldım hem havalar da soğudu, sıcak bi yerlere gidelim” dedi genç kadın. Adam cevap verdi: “14 Şubat’ta Viyana’ya gidecektik ya zaten!”. “Daha bir ay var sevgililer gününe, o kadar bekleyemem; hem ben sıcak bir yerlere gitmek istiyorum” dedi genç kadın. Adam iphone’unu aldı eline, bir kaç tuşa basıp kulağına götürdü.

Şoförüne, annesi vefat ettiği için bir hafta izin vermişti ve bu yüzden hava alanına kadar taksiyle gideceklerdi. “Çok eşya almayalım, gittiğimiz yerlerden alırız bir şeyler.” dediği için çok eşya almamışlardı yanlarına, sadece iki küçük valizleri vardı çok mutluydular. Taksiye küçük eşyalarını ve büyük mutluluklarını yükleyip hava alanına doğru yola çıktılar.

Yola çıkmalarından yaklaşık 10 dakika sonra taksinin telsizinden bir anons duyuldu, çevre yolunda zincirleme bir trafik kazası vardı ve trafik kilit olmuştu. Taksici, “Trafik kilitlenmiş uzun süre açılmazmış, sahil yoluna bağlanıyorum” diye müşterilerini bilgilendirdikten sonra Şişli üzerinden geçip sahil yoluna Aksaray’dan bağlanmak üzere dümen kırdı. Bu arada adam, “Kaza yapacak zaman mıydı şimdi, uçağı kaçıracağız şimdi” diye homurdandı.

Taksi yoluna devam etti. Şişli tarafına girdiklerinde, tekrardan trafiğin sıkıştığını gördüler. Telsiz anonsundan “Osmanbey’de eylem var trafik sıkışık!” anonsu duyuldu. Telsiz anonsu bir kez daha işe yaramış ve dönülmez bir yola girmeden kaçabilecekleri başka bir yön bulabilmişlerdi. Ama yine de çok vakit kaybetmişlerdi. Adam “Ne varmış ilerde?” diye sordu. Taksici, “Abi öldürülen Ermeni bir gazeteci vardı ya onun ölüm yıldönümüymüş bugün” dedi. Adam, “O kadar bağırınca bişey mi oluyo? Sanki geri geliyo, hay allahım…” diye homurdandı ve “Bir gün sonra öldürselerdi şunu ne olurdu sanki?” diye içinden geçirdi.

Bu kadar gecikmeye ve aksiliğe genç kadın telaşlandı: “Aşkitom uçağı kaçırmayız değil mi?” Olacak şey değildi, uçağın kalkmasına çok az bir zaman kalmıştı ve yetişmeleri neredeyse imkansızdı. Adam, “Merak etme” dedi ve iphone’unu eline alıp birkaç kere ekranını tuşlayıp bir mesaj gönderdikten sonra arkasına yaslanıp genç kadının mini eteğinden dolayı açıkta olan bacaklarını okşadı. Genç kadın da “Aşkitom…” diyerek sıcak bir tavırla adamı öptü. Yaklaşık bir dakika sonra adamın iphone’una bir mesaj gelmişti. Artık uçağa yetişmek için acele etmelerine gerek yoktu…

Hava alanına geldiklerinde, inanılmaz bir güvenlik zinciri ile karşılaştılar. Gelen herkesin güvenlik kontrolü normalden daha titiz bir şekilde yapılmaya başlanmıştı. Check-in işlemleri için sıraya girdiklerinde hava alanındaki curcuna devam ediyordu. Genç kadının ve adamın işlemlerini yapan görevli bayana rötarın nedenini sorduklarında, asılsız bir bomba ihbarı olduğunu öğrendiler ve “Şanslıymışız, gecikme olunca biz de uçağa yetişebildik” dediler.

Uçakta, bomba ihbarından dolayı hava biraz gergindi ancak genç kadın ve adam uçağa yetişmiş olmaktan dolayı çok rahat ve mutluydular. Uzun süren yol boyunca viski içmeyi ve havyar yemeyi ihmal etmediler…

Uçak Miami’ye indiğinde güneşli güzel bir gün onları bekliyordu. Genç kadın, “Aşkitom nereden alışveriş yapalım?” diye sordu. Adam saatine baktı ve geminin kalkmasına daha birkaç saat vardı, “Limana yakın bir alışveriş merkezi var oraya gideriz” dedi.

Alışverişlerini bitirdikten sonra ellerinde bir valizleri daha olmuştu. Alışveriş merkezinden çıkıp bir taksiye bindiler. Bir yandan mutluluklarıyla dans ederlerken bir yandan da şehri taksinin içinden izliyorlardı. Limana geldikten sonra son kontrollerini de yaptırıp gemiye ayak bastılar. Lüks kamaralarına yerleştikten sonra devasa geminin içinde küçük bir yolculuğa çıktılar. Geminin içinde her şey vardı: oyun salonları, barlar, alışveriş merkezi, havuzlar, saunalar ve daha neler neler… Genç kadın heyecandan yerinde duramıyor, sürekli sevgilisini öpüyordu, adam da genç kadının bu hareketlerine karşılıksız kalmıyordu.

Haiti’ye vardıklarında akşamüstü saatleriydi. Otel yetkilileri isteyen müşterilerinin “güvenlik” nedeni ile Haiti’deki otele yerleşmek yerine lüks kamaralarında kalabileceklerini söylemişti. Çiftimiz güvenliği elden bırakma niyetinde değildi ve kamarada kalmayı tercih etmişleri.

Haiti tatilleri boyunca her gün sahilde Haiti’nin eşsiz kumullarının ve denizinin tadını çıkardılar, bir yandan da dünyanın en usta şeflerinin hazırladıkları spesiyal yemeklerin ve kokteyllerin tadına bakmayı da ihmal etmediler. Herkes çok mutlu ve her şey çok güzeldi.

Seyahat eden neredeyse herkes birbiri ile kaynaşmış, kadınlar dünya sosyetesinin son dedikodularını, sevgililerini, yaptıkları alışverişleri konuşmuş; erkekler ise aldıkları ihalelerin heybeti ile böbürlenip yeni yeni iş bağlantıları kurmuşlardı. Her şey ve herkesin mutluluklarını, gece otelin casinosunda kaybettikleri milyon dolarlar pekiştiriyor, kaybettikçe daha çok viski içip daha çok dolar sürüyorlardı ortaya.

5 gün 4 gece'lik Haiti tatillerinin ardından yurda döndüklerinde 14 Şubat’ta çıkacakları Viyana tatilini konuşmaya ve onun hazırlıklarına başlamışlardı....

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder